7 Haziran 2016 Salı
Selanik
Yunanistan'ın ikinci büyük şehridir Selanik, yabancı da değildir . Ege'li iseniz bir çoğunuzun soy ağacında Selanik vardır, Ulu önder Atatürk'ün de doğduğu ve çocukluğunun geçtiği yerdir ..İzmir ile selanik iki kız kardeş gibi birbirlerine benzerler İzmir'e benzerliği tesadüf değildir iki şehrinde yapılanması 1870 li yıllarında Sabri Paşa tarafından yapılmıştır .. Akdeniz'e açılan limanların ticaret şehirleridir .. İzmirdeki kemeraltından Limana uzanan yollar Selanik'te de uygulanmıştır Kordonun ve dokunun benzerliği iki kardeşin olumu gibi,ancak Selanikle İzmir'e aynı ailede doğan ama sonra evlatlık verilen kız kardeş derler. Selanik 19. ve 20 yüzyılın başlarında çok mübadir vermiştir .. özellikle Ege ve Kapadokya bölgesinin Mustafa paşa bölgesinde yaşamaya başlamışlardır.
Selanik te huzurlu ve sakin olması ile İzmir gibidir .. Bizans kiliseleri, Roma'ya özgü mimari yapıları, Müslüman binaları ve yoğun gece hayatı ile mutlaka görülmesi gereken şehirlerden biri haline geliyor. Mavi bayrak plajlara sahip olan kent, koyu mavi denizi ve yosun kokan sahil şeridinin yanı sıra muhteşem damak lezzetleri ile de misafirlerini ağırlıyor.
Selanik'e gitmeyi planlıyorsanız gezilecek yerlerin başında Ulu Önder Atatürk'ün doğduğu ev gelmektedir.Atanın evi, şehir merkezine 10 dakikalık yürüme mesafesinde yer alıyor. Oldukça görkemli bir görünüme sahip olan yapı şu anda müze olarak kullanılıyor. Evin içersinde Atatürk'ün balmumundan bir heykeli, çalışma odası ve bazı kişisel eşyaları yer alıyor. her yıl yüzinlerce ziyaretçisi olan evin muhafaza edilmesi ve eşyalarının orjinal olması evin özel değerini arttırmaktadır .Selanik Kalesi,Şehrin tüm güzelliğini ayaklar altına seren kale otantik sokakları ile ilgi odağı oluyor. Kale içerisinde yer alan restoran ve barlarda şehrin manzarası tamamıyla gözler önüne seriliyor.
Antik yapılar içinde en özel yere sahip olan Beyaz Kule oluyor. Selanik’in simgesi olarak bilinen kule, Kanuni sultan döneminde yaptırılan savunma kalesi olarak dikkat çekiyor. Eski tarihlerde hapishane ve garnizon olarak kullanılan kale, sembolik vaftiz töreniyle beyaza boyanıyor ve o günden itibaren Beyaz Kale olarak biliniyor.
Selanik'in en ünlü iki müzesi,Bizans Kültür Müzesi, Bizans’tan kalma eserlerinin fazlalığı nedeniyle UNESCO'nun Dünya Kültür Mirasları arasında yer alıyor. Ayrıca 2005 yılında Avrupa Müze Ödülünü alan müze mutlaka görülmesi gereken yerlerden biri olarak gezi rotasında yerini alıyor. Diğer önemli bir müze ise, Arkeoloji müzesi, Makedon zamanı eserlerin sergilendiği bu müze de oldukça ilginç eserlere ev sahipliği yapıyor. Milattan önce mozole olarak yapılan Rotonda, Bizanslılar tarafından kilise haline getirilmiş, Osmanlılar tarafından da Cami olarak kullanılmış kubbesiyle şehrin en dikkat çeken yapılarından biri oluyor.
Selanikte yemek kültürü Ege yemek kültürü ile aynıdır .. sebze isimleri bile İzmir'deki isimleri ile aynıdır. İstanbul'un doğruduğu iki kardeş biri evlatlık verilmiş gibi . kardeşinden gelen misafirleri beklemektedir .
Meis Adası
Adadaki tek yerleşim yeri olan Kastellorizo (Megisti ya da Meis), St. Jean Şövalyeleri'nin buradaki kızıl kayalardan ötürü adaya verdikleri Château-Roux (Kızıl Şato) adının bozulmuş biçimidir. St. Jean Şövalyelerinden sonra ada sırasıyla Mısır, Napoli ve 1512'de Osmanlı egemenliğine girdi. Osmanlılar kısa aralıklar dışında 1915'e değin adayı ellerinde tuttular.[kaynak belirtilmeli] I. Dünya Savaşı sırasında Fransızların eline geçen ada Lozan Antlaşması (1923) ile İtalya'ya verildi. İkinci Dünya Savaşı sonrasında (1948) ise On iki Ada'yla birlikte Yunanistan'a bağlandı.[1]
Az miktarda üzüm ve zeytin yetiştirilen adada en önemli uğraş sünger avcılığıdır. Kıyıları son derece girintili çıkıntılı ve sarp olan adaya yalnızca doğu kıyısından girilebilir. Tek yerleşim de bu kıyıdaki Kastellorizon (Megisti) köyüdür.
Meis Adasında Konaklama Yapabileceğiniz Otellerin Listesi İçin
Rodos'la feribot ve hava yolu bağlantısı vardır. Bunun dışında her gün Antalya'nın Kaş ilçesinden hareket eden vapurlarla Meis şehrine gitmek mümkündür. Adada bir havaalanı vardır. Adada yalnızca havaalanı ile Megisti arasında otobüs seferleri vardır.
Nüfusu 2000 yılındaki sayıma göre 406 kişidir. Ancak bu rakam yazın 1000'e çıkabilmektedir. Kalıcı nüfus olan 406 kişinin hepsi adada aynı zamanda en büyük yerleşim olan Meis (Osmanlı İmparatorluğu dönemindeki adıyla Megisti) köyünde oturur.
Tatilinizi Kaş'ta Yapmayı planlıyorsanız Mais adasına geçin ve günübirlik organizasyonlarla şirin adayı gezin ..
Girit Adası
Girit, Tatil fikrinizde yunan adalarını keşfetme var ise Girit adası mitolejisi,tarihi ve doğal güzellikleri ile sizleri beklemektedir . Akdeniz'in 5. büyük adası olan Girit, Yunanistan’ın en büyük ve en yüksek nüfusa sahiptir.Dünyanın en eski medeniyetlerinden biri olan Minoan Uygarlığının, zaman zaman Girit Uygarlığı olarak da anılmakta, merkezi olmuştur. El değmemiş eşşiz doğal güzelliklerinin, ak denizin en güzel denizinin ve doğa harikası kanyonlarının yanı sıra, Girit özellikle İraklio(Kandiye) ve Hanya gibi tarih ve modernliğin kaynaştığı, Türk ve Venedik dönemlerine ait eserlerin ve yapıların bulunduğu iki büyük ve modern şehri bulunmaktadır. Girit’in en çok ziyaret edilen yerleri Minoan uygarlığına ait arkeolojik kalıntı alanları, Venedik döneminden korunmuş vaziyette kalan Hanya şehri ve limanı, Rethimno (Resmo)’da bulunan Venedik Kalesi, Samaria kanyonu, Hırisi, Elafonisi, Gramvusa ve Spinalonga adaları ve Avrupa kıtasının en büyük palmiye ormanlarının bulunduğu Vai Palmiye kumsalı olarak sıralanabilir.#tatilfikri
Girit'te Konaklama Yapabileceğiniz Otellerin Listesi İçin TIK
Girit Adası etrafında irirli ufaklı adalar bulunmaktadır .. Turizm amaçlıda kullanılan bu adalar genellikle günübirlik turlarla keşfedebilirsiniz
Girit adası bir çok tarihi olaya tanıklık etmiş ve günümüze gelebilmiş tarihi kalıntılarıyla oldukça ilgi gören bir adadır.
En ilgi çeken turistik yerleri arasında Gortis, Faistos ve Knossos''daki arkeolojik sitler, Resmo'daki Venedik kalesi ve Aya İrini, Aradena ve Samarya geçitlerinin doğal güzellikleridir. Girit Adası M.Ö. 3000 ve 1400 yılları arasında Avrupa'da ilk uygarlıklardan birisi olan Minos Krallığının yaşadığı adadır. Girit Adası'nın Yüzölçümü 8,336 km²'dir. 2005 yılındaki nüfusu 650,000'dir. Ada uzunluğu 260 km, genişliğide Litinon burnu ile Diyon burnu arasında olan 60 km.'lik en geniş mesafeden, doğu kısmındaki yerapetre kıstağında 12 km'lik mesafe arasında değişir. Sahil şeridinin toplam uzunluğu ise 1,000 km'dir. Girit adası Yunanistan'ın ortalama 160 km güneyindedir.
Dağlık arazilere sahip olan girit adası sahip olduğu bu özelliği batıdan doğuya doğru uzanan sıradağ zincirlerinden almıştır.Girit Adası Akdeniz iklimi ve yer yer Kuzey Afrika iklimi ile iki farklı iklim kuşağını yaşar, Girit Adası'nda üç büyük havaalanı bulunur. Nikos / Kazancakis Havaalanı, Heraklion / Kandiye Havaalanı, Sitia / Sivil Havaalanı ve Hanya / Daskaloyannis Askeri Havaalanı.
Başkenti Heraklion'dur. Ege denizinin en büyük adasıdır. Batisindaki kithira ve andikithira adaları ile ,doğusundaki kasot,kerpe ve rodos adaları ile birlikte ege denizini güneyden kaplar.
Girit Adası'nn uzunluğu 250km'dir, En geniş yeri 54 km, en dar yeri ise 13 km'dir. Adanın Güney ucu Bingazi’den 325 km, Kuzeydoğu ucu Anadolu’dan 200 km, Kuzeybatı ucu'da Mora’dan 110 km, uzaklıktadır. En önemli liman ve iskeleleri, kuzey kısmındadır 1204'den 1669'lara kadar Venediklilerin elinde kalmıştır. 1538'de Barbaros hayreddin paşa tarafından adaya çıkılmıştır. Coğrafi yapısı itibarıyla deniz kıyılarından uzaklaştıkça dağ ve kara havası yaşanır. Girit adası zeytinyağı, uzo, souvlaki ve şarap cennetidir. Nüfusu 500.000 civarındadır. tarih boyunca birçok medeniyete ev sahipliği yapmıştır.
Adanın en önemli yerleşim yerleri ve tatil beldeleri malia, chania, agios nikolaos, elounda, ierapetra, plakias, agia galini, matala, sitia, myrtos, agia pelagia, gouves ve lasithi plateau dur. Eski başbakan Andreas Papandreu'nun daha eski başbakan babasının memleketidir.
Var olan ekonominin %40´inin turizme, %50´sinin zeytinciliğe dayalıdır. iki tane üniversitesi bulunur. Girit Adası uzun yıllar Osmanlı ve Venedik Krallıklarından etkilenmiştir. Ancak Osmanlı, Venedik ve İspanyol kültürel zenginlikleri sayesinde değişik ve zengin bir kültür mozaiği bulunmaktadır.
NE YENİR- NE İÇİLİR :
Mutfak konusunda: bize epeyce benziyorlar. Menülerinde, Yunan spesiyali diye geçen yemekler: güveç, dolma, şiş kebap, kabak-patlıcan kızartması, cacık, çeşit çeşit mezeler. Burada: bu yemekler bizim mi, yoksa onların mı tartışmasına girmek istemiyorum.Tek gerçek: Girit’te aç kalmasınız, çünkü yemeklerin çoğu tanıdık. Üstelik porsiyonlarda, oldukça doyurucu.
Girit’te özellikle yenebilecek yemeklerin başında: “gyros” ve “souvlaki” gelmektedir.
Gyros: bu bizlere pek yabancı değil, bizim döner.
Souvlaki ise: evet, o da yabancı değil, şiş kebap.
Kleftaki diye bilinen bir yemekleri, bizdeki kağıt kebabına benziyor. Aliminyum folyoya sarılı bir biçimde sunuyorlar.
Ayrıca: kabak çiçeği dolması yemeden sakın geçmeyin.
Ayrıca: etli olarak da farklı usullerle pişirilen “Maghrata” yemeği (Ege bölgesinde arapsaçı olarak da bilinir) anasonlu tadıyla Girit mutfağının en meşhur lezzetlerindendir.
Bir çoğumuzun adını duyunca irkildiğimiz salyangoz’un yemeği, bu adada çok meşhur. Eğer denemeleri seviyorsanız, yemenizi tavsiye ederim. Hiç te kötü değil.
Bunun yanında: Giritliler “otcu” olmalarıyla tanınırlar. Her çeşit otu yemeleriyle ön plana çıkıyorlar.
Girit mutfağında zeytinyağı demek her şey demek. Onların bir yıllık zeytinyağı tüketimi, kişi başına 30 litre iken, bu oran ülkemizde maalesef yalnızca 1 litredir. Her gittiğiniz restoranda olmasa da çoğunda; masaya oturduğunuzda, hemen zeytinyağı ve karabiber getiriyorlar. Ekmeğinizi, karabiber ekilmiş zeytinyağına keyfe bandırıp yiyebilirsiniz, muhteşem bir lezzet.
Kahvaltıda, yemeklerde, meze olarak hep zeytinyağı kullanılıyor. Zeytinyağı: evlerde, manastırlarda, küçük değirmenlerde, büyük, modern fabrikalarda, çok özel organik çiftliklerde, her zaman her yerde üretiliyor ve tüketiliyor.
İçkilere gelince. Malum bizim rakı, onların “uzo”su. Hiçbir fark yok. Gerçi işin uzmanları, belki aroma farkı yakalayabilirler, ama büyük olasılıkla, siz de ikisinin aynı olduğunu düşüneceksiniz.
Yunanlıların bir çeşit daha rakıları var. Bunun imside: ”tsikoudia”. Bu da, sözüm ona Girit’e özgü bir rakı çeşidi imiş. Ama: bu konularda biraz bilgisi olanlar, bunun da İtalyan’ların mahalli içkisi “grappasına” benzediğini söylüyorlar. Özellikleri mi? Tatsız, saf etil alkol içiyormuş gibi bir tat alıyorsunuz. Boğazınızı yakıyor. Sertliği yüzünden, küçük bardaklarda ikram ediliyor. Bildiğiniz gibi uzun rakı bardaklarında değil.
Burada yani Girit’te: içki olarak denemenizi önereceğim başlıca içki ise: sakız likörü. Bu hafif tatlı liköre bayılacaksınız. Hatta: hediyelik veya daha sonra kullanmak üzere, satın da alabilirsiniz.
NE SATIN ALINIR:
Minos uygarlığına ait figürler, zeytinyağı sabunları, çeşitli otlar en çok satılan hediyelik eşyalar. Rakı bardakları da yaygın, tercihinize göre ilginç gelirse alabilirsiniz. Girit'te malum zeytin çok yoğun. Ama özellikle “delice” zeytinleri var, adaya özgü.
Girit'te Konaklama Yapabileceğiniz Otellerin Listesi İçin TIK
6 Haziran 2016 Pazartesi
Rodos Adası
Marmaris, Fethiye ve Bodrum'dan ver elini Rodos Adası kültürü dokusu insanları ile bize uzak olmayan Ege Denizi'nde şirin ada, Oniki Adaların en büyüğü, Yunanistan'ın, Meis adası hesaba katılmazsa, en doğuda bulunan adası, adanın aynı adlı idari merkezi. Türkiye kıyılarının en yakın noktası olan Bozburun Yarımadası'ndan 18 km (11 mil) mesafededir. Rodos şehri Yunanistan'ın Oniki Adalar idari bölgesinin ve (Sömbeki, Herke, İleki ve Meis adalarını da içeren) Rodos ilinin (nomos) merkezidir.
Dünyanın yedi harikasından biri kabul edilen Rodos Heykeli (Kolossos) MÖ 280 yılında Dorlar tarafından Rodos liman girişinde inşa edilmiştir. Rodos şehrinin Tapınak Şövalyeleri tarafından inşa edilmiş kalesi ve Orta Çağ'dan kalma mahallesi UNESCO Dünya Mirası Listesi'ndedir. Adada ayrıca, Rodos Diagoras Uluslararası Havaalanı ile Rodos şehri arasında kalan kesimde toplanmış 3.500 nüfusluk bir Türk azınlık bulunmaktadır. İç kısımları ormanlıktır ve Türk çamı da denilen Pinus brutia ağaçları kızılçamlar ile kaplıdır. Adanın flora ve faunasının, genel olarak, Yunanistan'ın kalan kısımlarından ziyade Türkiye'nin batı sahillerini andırdığı kabul görmektedir. Adanın kuzey ucundaki Rodos dışındaki en önemli yerleşim, güneydoğu sahilindeki Lindos'tur.
Rodos Adasında Konaklama Yapabileceğiniz Otelleri İçin
Coğrafya
Rodos adası mızrak ucu benzeri biçimdedir. 79,7 km uzunluk ve 38 km genişlik ile toplam alanı yaklaşık 1.398 km² dir(540 mil kare).Deniz sahili yaklaşık 220 km dir. Rodos şehri adanın kuzey ucu sonundadır. Antik çağ sitesi ve modern ticaret limanını içerir. Ana havayolu kapısı Diagoras International Airporttur. Havalimanı Paradisi şehrinin 14 km güney batısındadır. Karayolu ağı şebekesi şehirden doğu ve batı sahilleri boyunca yayılır. Ada Rodos geyiğine anayurttur. Petalus yani Kelebekler Vadisinde yazın çok sayıda kelebek toplanır. Attaviros dağı 1.215 metre irtifasıyla adanın en yüksek noktasıdır. Sahiller taş gibi katı iken ada ekilebilir topraklara sahiptir. Burada turunçgiller, şaraplık üzüm, sebzeler, zeytin ağaçları ve diğer mahsüller yetiştirilir. Rodos'un dışında ada küçük köyler ve dinlenme sahilleri ile noktalanır. Bunların içinde Faliraki, Lindos, Arçangelos, Afandu, Koskinu, Embona, Paradisi ve Tiranta sayılabilir. Turizm, adanın birincil gelir kaynağıdır.
Tarih
Antik Zamanlar
1493 yılı ağaç oyma Rodos şehri,Hartmann Schedel
Adaya yerleşim neoklasik dönemde idi,bu kültüre ait az kalıntı olsa bile.
MÖ 16. yüzyılda Girit Uygarlığı adaya yerleşti. Ondan daha sonra Yunan Mitolojisi, yeni bir Rodos ırkı isimlendirdi, Telchines. Rodos ve Danaus (Mitolojik bir karakter) ile ilişkilendiriliyordu. Bazen takma adı Telchinis ile adlandırıldı. 15. yüzyılda Achaeans istila etti. 11. yüzyılda Dorianların gelmesiyle ada gözde olmaya başladı. Daha sonra adanın üç büyük şehri olan; Lindos, Lalyssos ve Kameiros Dorlar tarafından inşa edildi. İstanköy, Knidos ve Halikarnassos ile birlikte. Şair Pindar methiyesinde "Ada, güneş tanrısı Helios ve Rodos perisinin birliğinde doğdu ve şehir onların üç oğlu için isimlendirildi" der. Roda adanın doğal çiçekli bitkisi pembe Hibiscusdur.
Pers istilasının adayı kaplamasının ardından MÖ 478'de Perslerin Atina güçleri tarafından yenilmesi ile Rodos adası şehirleri Atina Birliği'ne (Atina tarafından yönetilen, MÖ 5. yüzyıldaki Yunan şehir devletleri birliği) bağlandı. MÖ 431 yılında Pelepones Savaşı çemberi yardığında Rodos geniş bir şekilde tarafsız kalıyordu. Birliğe bağlı olmasına rağmen savaş 404 yılına kadar sürdü. Fakat Rodos bu zamanda çatışmadan tamamen geri çekildi ve kendi yoluna devam etmeye karar verdi. MÖ 408 yılında şehir devletleri bir ülke oluşturdular ve yeni Rodos'u yeni başşehir olarak adanın en kuzey ucunda inşa ettiler. Onların düzenli planı Atinalı mimar Hippodamus tarafından gözden geçiriliyordu. Mamafih Pelepones savaşları tüm Yunan kültürünü zayıflatmıştı ve istilaya açık tutuyordu. MÖ 357 yılında ada Karyalılar tarafından kral Mausolus tarafından fethedildi. Daha sonra da MÖ 340'da Persler'in eline geçti. Fakat onların dönemi kısa oldu, bu şehir halkı için rahatlatıcı bir durum oldu. Rodos MÖ 332'de Makedonyalı Alexander III ün Persleri yenmesinden sonra büyüyen bu imparatorluğun bir parçası haline geldi. Alexander ın ölümünü takiben onun generalleri krallığı kontrol etme çekişmesine girdiler. Onların üçü Ptolemy, Seleucus ve Antigonus krallığı kendi aralarında bölmeyi başardılar. Rodos, Ptolemies ile ticari ve kültürel bağlarını İskenderiye ile kuvvetlendiriyordu.Ve baraberce şekillendirdikleri Rodos-Mısır birliği Akdeniz'nde ticareti boydan boya kontrol ediyordu. MÖ 3. yüzyılda şehir denizcilik, ticaret ve kültür merkeziyle gelişti ve şehrin parası Akdeniz'in her tarafında dolaşımda idi. Rodos'un meşhur felsefe okulu bilim, edebiyat ve hitabeti İskenderiye'li üstadları ile paylaşıyordu. Tanınmış isimler Rodos'ta bir okul kuran Atinalı hitabet Aeschines, Apollonius of Rhodes (MÖ 3. yüzyıl-MÖ 246, epik şair, bilim adamı ve İskenderiye kütüphanesi direktörü),astronom Hipparchus ve Geminus ve hitabetçi Dionysios Trax. Heykel okulu zenginlik, dramatik stilde gelişti. Ve bu Hellenistic Baraque Hellenistik Barok tarzı olarak karakterize edilebilir.
Rodos Heykeli
Ortaçağ Dönemi
1309'da Bizans çağı, adanın Hospitalier Şövalyeleri (1080 yılında Kudüs'de kurulan ve Saint John kudüs,Rodos ve Malta tarikatı, Malta şövalyeleri, Rodos şövalyeleri ve Malta silahşörlerini içeren bir organizasyon) tarafından zapt edilmesiyle son buldu. Yeni ismiyle Rodos Şövalyeleri yönetimi altında şehir ortaçağ Avrupa ideal modeline göre yeniden inşa edildi.
Rodos şehri içinde şövalye şatoları
Şehrin meşhur anıtlarının çoğunu Palace of the Grand Master Büyük Üstatların Sarayı içerir. Bu dönemde yapılmıştır. Şövalyelerin inşa ettiği bu kuvvetli duvarlar 1444 deki Mısır Sultanı ataklarına ve Mehmed II nin 1480 deki ataklarına karşı koyup ayakta kaldılar. Son olarak Rodos Kanuni Sultan Süleyman'ın 29 Aralık 1522 deki geniş ordusuna karşı yenik düştü. Kalan birkaç şövalyeye Sicilya Krallığı'nda istirahat etmelerine izin verildi. Şövalyeler daha sonra onların operasyon merkezi Malta'ya hareket edeceklerdi. Ada yaklaşık 400 yıl Osmanlı İmparatorluğu mülkiyetinde kalmıştır.
Modern tarih
1912'de Trablusgarp Savaşı sırasında Rodos İtalya tarafından işgal edildi. Rodos, Onikiada'nın diğer adalarıyla birlikte, İtalya'nın 1947'de Paris Antlaşmasını imzalamasıyla beraber Yunanistan'a katıldı. Adada bulunan Türk azınlık 1923'teki Türkiye-Yunanistan Nüfus Mübadelesi sırasında İtalya topraklarında sayıldıkları için mübadeleden kurtuldular. Bu nedenle günümüzde Rodos'ta küçük bir Türk azınlığı bulunmaktadır.
Ulaşım
Ege’nin güneyinde, Muğla ili sınırları içerisinde yer alan turistik bölgemiz Fethiye‘den Rodos Adası‘na yıl boyunca düzenli olarak feribot seferleri yapılmaktadır.
Doğal bir liman olma özelliği sayesinde yatçılık ve deniz taşımacılı konusunda gelişmiş bir yer olan Marmaris, Oniki Yunan Adaları’nın en büyüğü olan Rodos‘a açılan tatil kapısı olmayı başarmıştır. Marmaris’ten Rodos’a düzenli olarak feribot seferleri düzenlenmektedir.
Rodos Adasında Konaklayabileceğiniz Oteller için Tık
Sakız Adası
Atina ve Sparta şehirleri arasındaki savaşta, Sakız Adası, özerkliğini ve bağımsızlığını koruyabilmek için bazen Atina bazen de Sparta ile iş birliği yapmıştır.
Büyük İskender tarafından işgali sonucu Helenistik etki altına giren Sakız Adası, M.Ö 2.yüzyıldan itibaren Roma İmparatorluğu’nun müttefiki olmuştur ve bu ilişki Bizans dönemine kadar devam etmiştir.
Sakız Adası 9. yüzyılda Bizans İmparatorluğu’nun hakimiyetine girmiştir. Bu dönemde Arap Devletleri’nin akınlarına karşı kaleler ve kale şeklinde köyler inşa edilmiştir. Bizans mimarisinin en önemli eserleri 11. yüzyılda yapılmıştır ve Nea Moni Manastırı bunlardan biridir.
Cenevizliler, Sakız Adası ve diğer Ege Adaları ile yoğun ticaret yaptıklarından bu bölgedeki egemenliklerini arttırmak istemişlerdir. Bizans İmparatorluğu’nun Sakız Adası’nı Türk korsanlarına karşı koruyamamasını bahane ederek, Cenevizliler 13. yüzyılın ortalarında adayı ele geçirmişlerdir.
Rodos Adası ve Malta Adası’nın fethinden sonra Osmanlı İmparatorluğu 1566 yılında Sakız Adası’nı himayesi altına almıştır. Damla sakızı ve ipek böceği üretiminde söz sahibi olan Sakız halkına Osmanlı İmparatorluğu tarafından büyük imtiyazlar tanınmıştır. 1854-1885 yılları arasında, Sakız Adası halkı, özellikle denizcilikte, uluslararası konjonktürden de faydalanarak, yeni bir ekonomik gelişme yaşamışlardır. Akdeniz ve Karadeniz limanlarından Avrupa’ya ham madde, Avrupa’dan da kumaş ve diğer hazır mallar taşımışlardır.
1912 yılında, Sakız Adası Yunanistan’a bağlanmıştır. Sakız Adası,1913-1922 yılları arası Anadolu’dan büyük bir mülteci kitlesine ev sahipliği yapar. Bu göçmenlerinin çoğu, Yunanistan’daki başka şehirlere götürülünceye kadar, geçici olarak, liman ve kaleye yerleştirilmişlerdir. Günümüzde, Sakız Adası sakinlerinin oldukça büyük bir kısmı, Anadolu’dan gelmiş o göçmenlerin torunlarıdır.
Sakız Adasında Konaklama Yapabileceğiniz Otellerin Listesi İçin
Sakız Adası ve Damla Sakızı
Damla sakızı, 10. yüzyıldan itibaren adayı ziyaret eden Avrupalı gezginler sayesinde dünyaca meşhur olmuştur. Sakız damlasının kullanımı 14. yüzyılda adayı işgal eden Cenevizliler tarafından başlamıştır. 16. yüzyılda Osmanlı İmparatorluğu hakimiyetine geçen adada, sakız üreticilerine ve bunu üreten köylere büyük imtiyazlar verilmiştir. Osmanlılar, sakız satışını tekellerinde tutarak adaya ekonomik ve kültürel açıdan büyük katkı sağlamışlardır. Sakız Adası, Osmanlı İmparatorluğu’ndan bağımsızlığını kazanmasının ardından damla sakızı ticareti çok az sayıda bulunan “tüccarların” eline geçmiştir. Detayları İçin Tıklayınız
Sakız Adasında Gezilecek Yerler
Sakız Kalesi
Sakız Joustinyen Müzesi
Sakız Nea Moni Manastırı
Sakız Agia Markella Manastırı
Sakız Pyrgi Köyü
Sakız Adası Roket Festivali
Sakız Adasına Nasıl Gidilir?
Sakız Adası’na Çeşme Ulusoy Limanı’ndan 45 dakikalık kısa bir feribot yolculuğu ile gidilebiliyor. Yaz aylarında her gün, kış aylarında haftanın belirli günlerinde seferler vardır.
Vize
Sakız Adası’nın da içinde bulunduğu çoğu Yunan adalarına vize kolaylığı getirildiğinden Sakız Adası’na gitmek artık daha kolay. Vize almadan feribota biniyorsunuz ve Sakız Adası limanına vardığınızda yetkililer size 35 Avro karşılığında 15 gün süreli TEK girişli vize veriyor. Belki bu kontrol noktalarında biraz yığılma olabiliyor fakat yine de Türkiye’den vize almakla uğraşmak istemeyenler için iyi bir alternatif. İsterseniz Schengen vizesi alarak da adaya girişinizi yapabilirsiniz.
Sakız Roket Fişek Festivali
Geleneksel Fişek festivali akız adasında artık görsel bir şölene dönüşmektedir İki Kilise arasında yapılan savaşlar köy gençlerinin bir yıl gizli hazırlığı sonucunda festivale dönüşür Festivalle ilgili detaylı bilgi için Tıklayınız
Sakız Adasında Konaklama Yapabileceğiniz Otellerin Listesi İçin Tıklayınız
Mykonos
Mykonos
24 saat uyumayan ada
Bu kadar yakınımızda harika yerlerin olduğunu hepimiz biliyoruz.Cennetin Ege adalarında saklı olduğu söylenir. Mavinin bütün tonları muhteşem manzaralarla birleşince insanın Yunan adalarına kaçıp buralarda yaşayası gelir. En çok ziyaret edilen Yunan Adası olan Mykonos, Ege Denizi’nde Kiklad Adaları’na bağlı. 1980 sonrasında turizm için yapılan reklam çalışmaları sayesinde Mykonos adını duyurarak o günden bugüne popülaritesini hızla artırdı. Sabahın ilk ışıklarına kadar süren partileri ve hoşgörüsüyle Mykonos hayallerinizdeki ada yaşamını ve daha fazlasını sunuyor.
Mykonos havaalanı şehir merkezine sadece 4 kilometre uzaklıkta. Eski ve küçük bir havaalanı olduğunu belirtmek gerek.
Havaalanına indiğiniz zaman boşuna taksi arayarak zaman geçirmeyin. Adada hepi topu sadece 30 -40 tane taksi bulunduğundan dolayı sıranın size gelmesi zor. Seyahate başlamadan önce internetten araba kiralarsanız hem rahat edersiniz, hem de kara geçersiniz. Mykonos’ta bir yerden bir yere gitmenin en pratik yolu araba kiralamak.
Mykonos adasında 15 güzel plaj bulunmaktadır. Mykonos limanına en yakın plajlar Malalianos ve Tourlos plajlarıdır.
Mykonos adasında gezebileceğiniz yerler adanın küçük olmasına rahmen fazladır .. Chora'da gün batımı, yel değirmenleri, Apollo ve Artemis'in doğduğu yer olarak Yunan Mitolojisi'nde anlatılan Delos Adası, beş ayrı küçük kilisenin asimetrik biçimde birleştirilmesiyle oluşan Panagia Paraportiani Kilisesi.
Mykonos’un eşsiz gün batımını seyretmek için, aynı zamanda Mykonos’un sembolü olan Chora'daki yel değirmenlerine uğramadan geçmeyin.
Fetelia ve Kalafatis Plajları, rüzgar sörfü meraklılarının mutlaka keşfetmesi gereken bölgeler.
Yunan Mitolojisi’nde Apollo ve Artemis'in doğduğu yer olarak tasvir edilen Delos, özellikle arkeoloji ve Yunan Mitolojisi meraklıları için oldukça ilginç bir yer. Delos’a, Mykonos merkezden kalkan teknelerle ulaşabilirsiniz.
Mykonos'un en meşhur plajlarından bahsetmeden olmaz! Paradise Beach’i tercih edebilir veya adanın merkezine 10 kilometre uzaklıkta bulunan Elia Beach'te denizin keyfini doyasıya çıkarabilirsiniz.
Mykonos’un maskotu pelikanları, adanın her yerinde görmek mümkün.
Otelin bulunduğu yerde olan geniş plaj Ornos Beach, gürültüden uzak, daha sakin bir gün geçirmek isteyenler için idealdir
Sahilde yer alan kırmızı çatılı belediye binası ve Halk Müzesi de adanın karakteristik yapıları arasında gösterilebilir.
Turistik yerlerden ziyade otantik ve sakin yerleri sevenlerdenseniz, adanın merkezine 7,5 kilometre uzaklıkta bulunan Ano Mera köyüne gidebilirsiniz. Bu antik Yunan köyü bembeyaz badanalı evleriyle geleneksel bir Ege kasabası deneyimi vaat ediyor.
Mykonos özellikle balayı çiftlerinin en çok gittiği yunan adalarından biridir .. Mykonos adasında konaklama yapabileceğiniz 508 tesis bulunmaktadır.
Zevkinize bütçenize göre olan bu tesislerin listesini görmek için
Büyük Kanyon Arizona
Dünyanın en büyük doğa harikalarından birini görmeye ne dersiniz? O zaman Amerika Birleşik Devletleri'ne gidelim;
Arizona eyaletinin kuzeyine, Grand Canyon'a ya da Türkçe adıyla Büyük Kanyon'a... Colorado ırmağının, Colorado platosunu oymasıyla ortaya çıkan Büyük Kanyon, görenleri kendisine hayran bırakıyor. Tarihi yeryüzü oluşumu, doğanın en cömert davranışı, hatta bir hazine olarak nitelendiriliyor. Çünkü Büyük Kanyon muhteşem renklerle donatılmış vadileri, dik yokuşları ve göz kamaştırıcı manzarasıyla yeryüzündeki en güzel tablolardan biri. Devasa 'yarık', eyaletin kuzeydoğusundan batıya uzanıyor ve eyaleti de iki bölüme ayırıyor. Yaklaşık 450 kilometre uzunluğundaki Büyük Kanyon'un genişliği 6 ile 30 kilometre arasında değişiyor. Derinliği ise inanılmaz: 1800 metre! Görsel güzelliğinin yanı sıra kanyonu mükemmel yapan diğer özelliği, milyonlarca yıllık jeolojik hareketleri gözler önüne sermesi. Büyük Kanyon, Kuzey Amerika'nın 2 milyar yıllık coğrafi gelişimini görebilmemizi sağlıyor ve bu özelliğiyle bilim insanlarının pek çok sorusunun yanıtını barındırıyor.
Esrarengiz biçimde ortadan kaybolan halk
3 bin yıl öncesinde dahi Büyük Kanyon çevresinde 'hayat var'dı. Desert Culture adı verilen Kızılderililer, avcı ve toplayıcıydı. Yaklaşık 2 bin yıl önce ise Anasazi adı verilen halklar bölgeye yerleşti. Tarımla geçinen Anazasiler'in izlerine, mağara resimlerine hâlâ rastlamak mümkün. Ancak 700 yıl kadar önce Anazasiler ansızın ortadan kayboldu. Sebebi ise hâlâ bilinmiyor. Anazasiler'i, Hopiler takip etti. Pek çok başka Kızılderili kabilesi gibi onlar da Büyük Kanyon yöresini benimsemişti. Günümüzde bölge Havasupai Kızılderilileri'ne ev sahipliği yapıyor.
İspanyollar ve Amerikalılar'ın keşfi Aizona
Grand Canyon'u ilk gören Avrupalı, İspanyol Garcia Lopez de Cardenas idi. Kaşif Francisco Vasquez de Coronado tarafından görevlendirilen Cardenas, 1540'ta İspanyol askerlerle kanyonun güney yamacına ulaştı. Üç asker uçurumdan aşağı indi, ancak susuz kaldıkları için geri dönmek zorunda kaldılar. Bu olaydan sonra kanyon unutuldu, 200 yıl kadar hiçbir Avrupalı buraya ayak basmadı. 1776'da Santa Fe'den California'ya giden bir yol arayan iki İspanyol rahip, devasa yarığın kuzey yamacına ulaştı. 1850'lerde ise Utah eyaletindeki İsa Mesih'in Son Zaman Azizler Kilisesi'nin liderlerinden Brigham Young, bölgeye ilk yerleşimcileri gönderdi. Amaçları, nehri geçecek yollar bulmak olan bu yerleşimciler, Kızılderililer ile iyi ilişkiler kurdu ve gerçekten de nehri geçebilecekleri iki nokta keşfettiler: Lee's Ferry ve Pierce Ferry.
Arizona Keşfinde Konaklama Yapabileceğiniz Otellerin Listesi ve Fiyatları İçin Tıklayınız...
Kanyonun kayaç katmanları, kireçtaşı ve rüzgarların taşıdığı kumtaşlarından oluşuyor. Kanyon kayaçlarının üzerinde, Mezozoyik dönemden (225-65 milyon yıl önce) kalma, uçurumlarla dolu tepelerin kalıntıları, kırmızı, beyaz ve aşınmış pembe kayalık taraçalar yer alıyor. Yayla tepelerini kısmen örten siyah lav katmanları ve yanardağ konileri ise görece yakın dönemlerde oluşmuş. Kimi volkanların son 1000 yılda faaliyete geçtiği tahmin ediliyor.
Kum, çamur ve çakılColorado ırmağının Büyük Kanyonu yarması, ırmağın hızı, hacmi, basıncı, ayrıca taşıdığı çamur, kum, çakıl gibi aşındırıcı maddeler sayesinde gerçekleşti.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

















































