6 Haziran 2016 Pazartesi
Mykonos
Mykonos
24 saat uyumayan ada
Bu kadar yakınımızda harika yerlerin olduğunu hepimiz biliyoruz.Cennetin Ege adalarında saklı olduğu söylenir. Mavinin bütün tonları muhteşem manzaralarla birleşince insanın Yunan adalarına kaçıp buralarda yaşayası gelir. En çok ziyaret edilen Yunan Adası olan Mykonos, Ege Denizi’nde Kiklad Adaları’na bağlı. 1980 sonrasında turizm için yapılan reklam çalışmaları sayesinde Mykonos adını duyurarak o günden bugüne popülaritesini hızla artırdı. Sabahın ilk ışıklarına kadar süren partileri ve hoşgörüsüyle Mykonos hayallerinizdeki ada yaşamını ve daha fazlasını sunuyor.
Mykonos havaalanı şehir merkezine sadece 4 kilometre uzaklıkta. Eski ve küçük bir havaalanı olduğunu belirtmek gerek.
Havaalanına indiğiniz zaman boşuna taksi arayarak zaman geçirmeyin. Adada hepi topu sadece 30 -40 tane taksi bulunduğundan dolayı sıranın size gelmesi zor. Seyahate başlamadan önce internetten araba kiralarsanız hem rahat edersiniz, hem de kara geçersiniz. Mykonos’ta bir yerden bir yere gitmenin en pratik yolu araba kiralamak.
Mykonos adasında 15 güzel plaj bulunmaktadır. Mykonos limanına en yakın plajlar Malalianos ve Tourlos plajlarıdır.
Mykonos adasında gezebileceğiniz yerler adanın küçük olmasına rahmen fazladır .. Chora'da gün batımı, yel değirmenleri, Apollo ve Artemis'in doğduğu yer olarak Yunan Mitolojisi'nde anlatılan Delos Adası, beş ayrı küçük kilisenin asimetrik biçimde birleştirilmesiyle oluşan Panagia Paraportiani Kilisesi.
Mykonos’un eşsiz gün batımını seyretmek için, aynı zamanda Mykonos’un sembolü olan Chora'daki yel değirmenlerine uğramadan geçmeyin.
Fetelia ve Kalafatis Plajları, rüzgar sörfü meraklılarının mutlaka keşfetmesi gereken bölgeler.
Yunan Mitolojisi’nde Apollo ve Artemis'in doğduğu yer olarak tasvir edilen Delos, özellikle arkeoloji ve Yunan Mitolojisi meraklıları için oldukça ilginç bir yer. Delos’a, Mykonos merkezden kalkan teknelerle ulaşabilirsiniz.
Mykonos'un en meşhur plajlarından bahsetmeden olmaz! Paradise Beach’i tercih edebilir veya adanın merkezine 10 kilometre uzaklıkta bulunan Elia Beach'te denizin keyfini doyasıya çıkarabilirsiniz.
Mykonos’un maskotu pelikanları, adanın her yerinde görmek mümkün.
Otelin bulunduğu yerde olan geniş plaj Ornos Beach, gürültüden uzak, daha sakin bir gün geçirmek isteyenler için idealdir
Sahilde yer alan kırmızı çatılı belediye binası ve Halk Müzesi de adanın karakteristik yapıları arasında gösterilebilir.
Turistik yerlerden ziyade otantik ve sakin yerleri sevenlerdenseniz, adanın merkezine 7,5 kilometre uzaklıkta bulunan Ano Mera köyüne gidebilirsiniz. Bu antik Yunan köyü bembeyaz badanalı evleriyle geleneksel bir Ege kasabası deneyimi vaat ediyor.
Mykonos özellikle balayı çiftlerinin en çok gittiği yunan adalarından biridir .. Mykonos adasında konaklama yapabileceğiniz 508 tesis bulunmaktadır.
Zevkinize bütçenize göre olan bu tesislerin listesini görmek için
Büyük Kanyon Arizona
Dünyanın en büyük doğa harikalarından birini görmeye ne dersiniz? O zaman Amerika Birleşik Devletleri'ne gidelim;
Arizona eyaletinin kuzeyine, Grand Canyon'a ya da Türkçe adıyla Büyük Kanyon'a... Colorado ırmağının, Colorado platosunu oymasıyla ortaya çıkan Büyük Kanyon, görenleri kendisine hayran bırakıyor. Tarihi yeryüzü oluşumu, doğanın en cömert davranışı, hatta bir hazine olarak nitelendiriliyor. Çünkü Büyük Kanyon muhteşem renklerle donatılmış vadileri, dik yokuşları ve göz kamaştırıcı manzarasıyla yeryüzündeki en güzel tablolardan biri. Devasa 'yarık', eyaletin kuzeydoğusundan batıya uzanıyor ve eyaleti de iki bölüme ayırıyor. Yaklaşık 450 kilometre uzunluğundaki Büyük Kanyon'un genişliği 6 ile 30 kilometre arasında değişiyor. Derinliği ise inanılmaz: 1800 metre! Görsel güzelliğinin yanı sıra kanyonu mükemmel yapan diğer özelliği, milyonlarca yıllık jeolojik hareketleri gözler önüne sermesi. Büyük Kanyon, Kuzey Amerika'nın 2 milyar yıllık coğrafi gelişimini görebilmemizi sağlıyor ve bu özelliğiyle bilim insanlarının pek çok sorusunun yanıtını barındırıyor.
Esrarengiz biçimde ortadan kaybolan halk
3 bin yıl öncesinde dahi Büyük Kanyon çevresinde 'hayat var'dı. Desert Culture adı verilen Kızılderililer, avcı ve toplayıcıydı. Yaklaşık 2 bin yıl önce ise Anasazi adı verilen halklar bölgeye yerleşti. Tarımla geçinen Anazasiler'in izlerine, mağara resimlerine hâlâ rastlamak mümkün. Ancak 700 yıl kadar önce Anazasiler ansızın ortadan kayboldu. Sebebi ise hâlâ bilinmiyor. Anazasiler'i, Hopiler takip etti. Pek çok başka Kızılderili kabilesi gibi onlar da Büyük Kanyon yöresini benimsemişti. Günümüzde bölge Havasupai Kızılderilileri'ne ev sahipliği yapıyor.
İspanyollar ve Amerikalılar'ın keşfi Aizona
Grand Canyon'u ilk gören Avrupalı, İspanyol Garcia Lopez de Cardenas idi. Kaşif Francisco Vasquez de Coronado tarafından görevlendirilen Cardenas, 1540'ta İspanyol askerlerle kanyonun güney yamacına ulaştı. Üç asker uçurumdan aşağı indi, ancak susuz kaldıkları için geri dönmek zorunda kaldılar. Bu olaydan sonra kanyon unutuldu, 200 yıl kadar hiçbir Avrupalı buraya ayak basmadı. 1776'da Santa Fe'den California'ya giden bir yol arayan iki İspanyol rahip, devasa yarığın kuzey yamacına ulaştı. 1850'lerde ise Utah eyaletindeki İsa Mesih'in Son Zaman Azizler Kilisesi'nin liderlerinden Brigham Young, bölgeye ilk yerleşimcileri gönderdi. Amaçları, nehri geçecek yollar bulmak olan bu yerleşimciler, Kızılderililer ile iyi ilişkiler kurdu ve gerçekten de nehri geçebilecekleri iki nokta keşfettiler: Lee's Ferry ve Pierce Ferry.
Arizona Keşfinde Konaklama Yapabileceğiniz Otellerin Listesi ve Fiyatları İçin Tıklayınız...
Kanyonun kayaç katmanları, kireçtaşı ve rüzgarların taşıdığı kumtaşlarından oluşuyor. Kanyon kayaçlarının üzerinde, Mezozoyik dönemden (225-65 milyon yıl önce) kalma, uçurumlarla dolu tepelerin kalıntıları, kırmızı, beyaz ve aşınmış pembe kayalık taraçalar yer alıyor. Yayla tepelerini kısmen örten siyah lav katmanları ve yanardağ konileri ise görece yakın dönemlerde oluşmuş. Kimi volkanların son 1000 yılda faaliyete geçtiği tahmin ediliyor.
Kum, çamur ve çakılColorado ırmağının Büyük Kanyonu yarması, ırmağın hızı, hacmi, basıncı, ayrıca taşıdığı çamur, kum, çakıl gibi aşındırıcı maddeler sayesinde gerçekleşti.
Brazilya - Salvador
Yeni Dünyanın ilk keşfedilen yerlerinden biridir rankli hayatların ve renkli giyimlerin ülkeside diyebiliriz .
1500-1501 yılları arasında, Portekiz filosu ilk olarak buraya yani Bahia kıyılarına gelmiştir. Ancak kıyıları keşfetmek için buraya gelen ilk Avrupalının 1531 yılında “Martim Alfonso de Sousa” olduğu bilinmektedir.
1549 yılında ise, yine Portekizli işgalciler, buraya gelerek ilk yerleşimi kurmuşlardır. Yaklaşık 10 bin kişilik Portekiz gurubu: “Tome de Souza” denilen yerde karaya indiler.
İlk yerleşim: All Saints koyuna bakan yüksek bir kayalık üzerine yapılmıştır ve bölge gerek limanı ve gerekse şeker sanayi ve köle ticareti nedeniyle hızla büyüyüp gelişmiştir. Şehir, Afrikalı kölelerin en yoğun yaşadığı şehirlerden birisi olmuştur. Köleler şehrin hızla büyüyüp zenginleşmesini sağlamışlardır. 1650 yılına kadar, burası güney yarımkürenin en büyük metropolü olmuştur.
1551 yılında ise, buraya Katolik piskopos Julius III, Portekiz Lizbon şehrinden gelmiş ve burası Brezilya ülkesinde bir Katolik merkez haline dönüşmüştür.
Takip eden süreçte, şehir “alt” ve “üst” şehir olmak üzere ikiye ayrılarak büyümüştür. Alt şehirde: liman ve Pazar bulunurken üst şehir genellikle yerleşim yerlerine ayrılmıştır. Her iki bölüm arasındaki bağlantı için 19. yüzyılda füniküler ve asansör yapılmıştır.
1624 yılında Hollandalılar Portekiz hakimiyeti altındaki şehri kuşatır. Hollandalılara karşı: Portekizliler Brezilyalılarla birlikte karşı koyarlar ve şehri savunurlar. Takip eden süreçte, şehir 1760 yılına kadar Brezilya’nın başkenti olur. Ardından ise şehir, sanayileşme yanında bir ulusal kültür ve turizm merkezi olur.
Salvador Konaklama Yapabileceğiniz otellerin Listesi İçin
İklim
Şehir özellikle tropikal yağmur ormanları nedeniyle yıl boyunca sabit olan sıcaklıklara sahiptir. Yani hava genellikle sıcak ve nemlidir. En kurak dönem Eylül ayıdır. En yağışlı dönem ise Nisan-Haziran ayları arasındadır.
Ne yenir ?
Yerel lezzetler: Abara, fasulye ve baharatlar ile doldurulmuş bir pişmiş muz yaprağı vardır. Yerel mutfakta: deniz ürünleri ve bol baharat tercih edilir. Deniz ürünlerinden: balık ve karides başta gelir. Özellikle palmiye ağacından çıkarılan bir tür yağ: sömürge döneminden bu yana birçok yemekte yoğun olarak kullanılmaktadır.
Hindistancevizi suyu da, birçok yemek türü ve özellikle deniz ürünlerinde kullanılır. Şeker kamışı posası: tatlıların hazırlanmasında kullanılır. Buraya yolunuz düşer ve yerel lezzetleri tatmak isterseniz, özellikle “moqueca” yani bir tür balık ve karidesten yapılan güveci denemeniz önerilir.
Nüfus
Şehirde 3.5 milyon civarında nüfus bulunmaktadır. Nüfusun büyük kısmı: kısmen Siyah Afrikalıların soyundan gelmektedir.
Ulaşım
Şehrin “Peputado Luis Eduardo Magalhaes” uluslar arası havaalanı: şehir merkezine 28 km uzaklıktadır. Şehir: Recife şehrine 850 km uzaklıktadır ve karayolu ile 13-14 saat sürer. Brasilia şehri 1540 km uzaklıktadır ve 24 saat karayolu yolculuğu gerekir. Şehir ile Rio de janeiro şehri arasındaki uzaklık 1620 km dir ve karayolu ile 30 saat yolculuk gerektirir.
Alışveriş merkezleri
1.Iguatemi
2.Salvador AVM
3.Barra AVM
4.Paralela AVM
Turizm
Şehir, Brezilya ülkesinde kıyı şeridi en uzun (80 km) şehirlerden birisidir. Atlantik Okyanusu boyunca büyük oteller sıralanmıştır. Plajlar: yelken, yüzme ve dalış için çok uygundur. Ayrıca güçlü dalgalara açık koylarda sörf yapılabilir.
Salvador şehrinde kıyı boyunca yaklaşık 35 kilometrelik bölümde, Barra’dan başlayıp Flamengo’da biten plajlar bulunmaktadır.
Hollanda - Rotterdam
Rotterdam 617.347 nüfusa ve 173 değişik etnik nufusa ev sahipliği yapıyor ve Amsterdam'dan sonra Hollanda'nın en büyük belediyesi olma hüviyetine sahip. Rotterdam limanı dünyaca meşhur ve Avrupa'nın en büyüğü. Sadece bu özellikleriyle bile şehir, gezi severler için ilginç fırsatlar sunuyor.
Rotterdam her an yaşayan ve dinamik bir dünya şehri.
Dünya'nın en büyük liman kentlerinden biri olmasıyla bilinen Rotterdam, aynı zamanda sanat, kültür ve mimari alanında da önemli bir marka. Fakat huzur ve sakinlik isteyenler için de yeşil ve doğayla iç içe kısmıyla şehirde her arayana aradığını bulma fırsatı var. Gelin Hollanda'nın bu güzel şehrini biraz daha yakından tanıyalım.
Tarihi
1270 yılında Rotte isimli küçük nehire bir baraj yapılınca, küçük bir balıkçı kasabası oluşacak ve bu kasaba ileride modern bir dünya kentine dönüşecekti. Rotterdam 1340 senesinde şehir statüsünü elde etti ve daha sonrasında gemicilik ve ticaretteki inanılmaz gelişmeden ötürü yeni limanlara kavuştu. 1663 senesinde Rotterdamı ziyaret eden Evliye Çelebi de bu inanılmaz gelişmeden etkilenenlerden biriydi. Ne yazınki 2. Dünya Savaşın da Rotterdam şehir merkezinin büyük bir kısmı yerle bir edildi ve Alman ordularının bu hava saldırısından (14 mayıs 1940) geriye pek bir şey kalmadı. Fakat Hollandalıların çalışkanlığı neticesinde saldırıdan iki hafta dahi geçmeden yeniden inşa çalışmaları başladı.
Mimari
Rotterdam bir liman kenti olmasının yanı sıra aynı zamanda mimarı özelliklerinden dolayı da uluslararası üne sahip bir şehir. Bu anlamda Erasmus Köprüsü belki de en dikkat çekici yapıların başında geliyor. Euromast ise Rotterdam'ı kuş bakışı seyretmek isteyenler için güzel bir fırsat sunuyor. 100 metre yükseklikteki bu kule Rotterdam'ı panoramik seyretmek isteyenlerin sıkça uğradıkları bir yer. Üstelik daha da yükselmek isteyenler için özel Euroscoop asansörüyle 185 metre yüksekliğe çıkmak da mümkün. Diğer dikkat çekici yapılara gelecek olursak: Maastoren ve Witte Huis turistlerin mutlaka uğramaları gereken yerlerin başında geliyor. Maastoren, 161.4 metre ile Benelüks bölgesinin en yüksek binası olma özelliğini hala sürdürüyor. Witte Huis ise, Hollanda'nın Amerika mimarı özelliklerine göre yapılmış ilk gökdeleni ve Rotterdam'ın azim ve yenilenme cehdinin sembolü.
Müzeleri
Hollanda'nın bir çok kentinde olduğu gibi Rotterdam'a gelip de müzeye doymamak neredeyse imkânsız. Modern sanat eserlerinden tutun, fotoğrafçılığa, tarihi gemilerden, egzotik hayvanlara kadar her türlü sergi mevcut. Özellikle biri, Hollanda Fotoğraf Müzesi, kesinlikle görülmeye değer. 100.000 parçalık dijital fotoğraf koleksiyonunun sergilendiği müzede, aynı zamanda dünyaca ünlü isimlerin fotoğrafçılık şaheserleri sergileniyor. Bunun dışında Maritiem Müzesi ve Chabot Müzesi görülmeye değer müzelerin başında geliyor. Maritiem Müzesi 1874 yılında kurulmuş bir müze ve Hollanda'nın en eski gemicilik müzesi. İnteraktif ziyaretlerin mümkün olduğu müze aileyle vakit geçirmek isteyenler için ideal. Chabot Müzesi'nde ise Rotterdamlı meşhur sanatçı Henk Chabot'un eserleri sergilenmekte.
Rotterdam'da Konaklama Yapabileceğiniz Otellerin Listesi İçin
''Boğaz'' turizmi
Geleneksel Türk yemeklerini Rotterdam'da tatmak isteyenler için Türk restoranı bulmak çok kolay. Fakat çok kültürlülük noktasında önde gelen şehirlerden birinde olduğunuzu hatırlamakta da fayda var. Egzotik tatlar denemek için çok uygun bir kentten bahsediyoruz. Çin, Kore, Fas, Surinam ve daha nice kültürlere ait lezzetlere ulaşmak mümkün. Bunun için şehir merkezini tercih edebilirsiniz fakat su kenarında yemeğinizi yemek isterseniz Scheepvaartkwartier ya da limana uğrayabilirsiniz. Erasmus Köprüsü'nü seyredebileceğiniz Kop van Zuid de şiddetle tavsiye edilir
Desiderius Erasmus
Gelmiş geçmiş en meşhur Rotterdamlı hiç kuşkusuz Desiderius Erasmus (1466-1536). Papaz, din adamı, filozof ve yazar olan Erasmus 3.000'den fazla mektubu ve 100 kitabıyla uluslararası şöhrete ulaşmış bir isim. Erasmus'un en meşhur kitabı "De lof der zotheid" (Deliliğe Övgü). ''Gerçek bilgelik deliliktir ve kendini bilge sanmak, gerçek deliliktir'' mesajlarının işlendiği gülmece türünde bu eser çekiciliğini günümüze kadar korumuştur. Bugün Rotterdam'da nereye baksanız Erasmus ile ilgili bir anıt, bir yapı ya da eser görmek mümkün. Erasmus Köprüsü, Erasmus Araştırma Hastanesi, Erasmiaans Gymnasium Lisesi ve Erasmus Üniversitesi bu ünlü düşünürün ismini yaşatmaya devam ediyor. Laurenskerk Kilisesi'nin yanında yer alan Erasmus büstü ise Hollanda'nın en eski büstü olma özelliğine sahip..
Rotterdam'da Gezilecek Yerler
Boijmans Van Beuningen Müzesi
Diergaarde Blijdorp Hayvanat Bahçesi
Thermen Sauna
Witte Huis
Doğal Tarih Müzesi
Wereld Müzesi
Sonneveld Evi
Erasmus Köprüsü
Willemsburg köprüsü
Maritime Museum (Denizcilik Müzesi)
Hollanda Mimarlık Enstitüsü (NAI)
Het Schielandshuis Müzesi
Euromast Kulesi'dir.
#hollanda #nederland #rotterdam #hotels #hotel #erasmus #euromaas #erasmusbrug #turkije
Hollanda - Amsterdam
Avrupanın en önemli şehirlerinden biri olan Amsterdam hem ticaret hemde yaşam şekli olarak tam bir mozeik tr . Hollanda'lıların üstün çalışma ve sistematik yapıları ile şehir eskiyi ve yeniyi aynı anda yaşayanlarına ve gelen misafirlerine sergiler.
Amsterdam'ın kanalları, birer mimari şaheseri olan evleri, meydanları, sokakları ile karşınıza çıkan bu kente, siz de gönüllü teslim olacaksınız.
Ayaklarınızın sizi kenti gezmeye zorladığını hissedeceksiniz. Sokaklarında yitip gitmek isteyeceksiniz. Bıraktığınız kentin arkanızdan gelmediğini farkedeceksiniz. ‘Uyumasam’ diyeceksiniz geceleri. Amsterdam’ın sokakları, kanalları, evleri, meydanları gelecek aklınıza.
Amsterdam’ın Dam Meydanı’nda (Dam Square), Kraliyet Sarayı ve Ulusal Anıt’ı görebilirsiniz.
Dam’ın hemen yakınındaki Kırmızı Işık Bölgesi olarak adlandırılan eski kent, her şeyi ile görülmeye değer. Walletjes de olarak bilinen eski kent, eğlence hayatı, yaşam biçimi ile gerçekten ilginç. Görmeli ve yaşamalısınız.
Burada kentin en eski kilisesi Oude Kerk, Portekiz Sinagogu ve Musevi Tarihi Müzesi var.
Prinsengracht’da Anne Frank’ın Evi’ni de mutlaka görün. Hemen yakındaki Westerkerk, ünlü sanatçı Rembrandt’ın gömülü olduğu yer.
Jordaan, Amsterdam’ın en güzel bölgelerinden. Kanalın hemen kenarında ve gerçekten resim gibi.
Rijksmuseum’da, aralarında Rembrandt’ın da olduğu eski ustaların resimlerini görebilirsiniz. Hemen yakındaki Van Gogh ve Stedelijk müzelerini de kaçırmayın.
Leidseplein Meydanı da, mutlaka görülmesi gereken yerlerden. Cafeler, sokak ressamları, “duman kafeleri”… Esrar, marihuana serbestçe satılıyor.
Kanal Evler: Kanal şehri olan bu şehirde, en çok ilgi çeken bir diğer özellik ise şehirde bulunan kanal evleridir. Bu kanal evlerde elektrik, su gibi gerekli olan bir çok şey bulunmaktadır. Son zamanlarda oldukça pahalıya satılan bu evler Amsterdam’a apayrı bir özellik katmaktadır.
Van Gogh Müzesi: Gerek yaratığı eserleri gerekse çılgınlıklarıyla dünyaya yeni bir çığır açan Van Gogh’un ünlü eserlerini bu müzede görmeniz mümkün.
Stedijk Müzesi: Picasso, Monet, Kardinsky gibi ünlü sanatçıların eserlerini bir arada görmek istemez miydiniz?
Amsterdam'da Konaklanılacak oteller için Tıklayınız
İtalya'daki Türk Köyü Moena
İtalya-Avusturya sınırında yer alan Moena, bir İtalyan köyüdür. Alp dağlarının en ücra köşesinde, Avusturya sınırında yer alan köy, günümüzde bir kayak merkezi olarak tanınmaktadır.
Bu yazımızda , İtalya'nın Tarento bölgesinde yer alan Moena köyü ve bu köydeki 323 yıldır süregelen Türk kültürü anlatılmaktadır. Öyküyü anlatan El Turco adlı romanın, akademik makalelerinden alınmıştır. Tatil fikrilerinizde sizlerle sunduğumuz özel yerler arasındadır...
İtalya Moena Köyünde konaklama yapabileceğiniz oteller
Köyün “Rione Turchia” (Türk Bölgesi) Adını Alışı
Bu adlandırmanın şaşırtıcı öyküsü bundan tam 323 yıl önce başlar. II. Viyana kuşatması sonrası bir Osmanlı askeri, İtalya’da küçük bir kasabaya sığınır.
Ölmek üzere olan bu Yeniçeri askeri, köylüler tarafından tedavi edilir. İyileşince de köyden bir kızla evlenir. Kasaba halkının ‘El Turco’ adını verdiği
asker, o dönem dukalığın halktan istediği haksız vergilere karşı köyü ayaklandırır ve korur.
Kendini ve Türk adetlerini bu yörenin insanlarına öyle sevdirir ki ölümünden sonra bile bu Türk gelenekleri yaşatılır
2. El Turco, Yani Hasan Kimdir?
Yukarıda bahsi geçen bu olaylar Orhan Yeniaras'ın El Turco adlı belgesel romanında anlatılmaktadır. El Turco’nun asıl adı Hasan'dır. Fakat isminden çok lakabıyla anılır.
"Akranlarına göre iri yarı ve mücadeleci olduğu için ona doğan ve şahingiller familyasından, avcı ve yırtıcı bir kuş olan Balaban lakabı verilmiştir.
3. Balaban, Aslında Bir İstihbarat Subayı
Balaban, IV. Mehmet ve Merzifonlu Kara Mustafa zamanında yaşamış bir yeniçeridir. Sıradan bir yeniçeri olmayıp önemli başarılara imza atmış bir Osmanlı İstihbarat Subayı’dır.
Köprülü döneminde keşfedilmiş ve II. Viyana Kuşatması sırasında orduya büyük yararı dokunmuştur. Bir nevi ajanlık yapan bu Türk subayı vatanını, milletini çok sevmektedir.
4. Birkaç Dil Konuşabiliyor
Ayrıca pek çok yabancı dil bilen bu Türk'ün meziyetleri kitapta şöyle yer alır: "Balaban, Devlet-i Âliye'ye çok yararlı hizmetlerde bulundu. Rusçadan başka Almanca ve İtalyanca da bildiğinden istihbarat toplamak için kılık değiştirerek Venedik, Viyana, Berlin ve Roma'ya defalarca girip çıkmıştı. Bu görevleri sırasında çoğunlukla rahip kılığına girerdi.
5. Balaban'a Verilen Gizli Görev
Devlet-i Âliye’nin önemli bilgiler edinmesinde rolü olan Balaban'dan dönemin Sadrazamı ve ordunun Serdar-ı Ekremi olan Merzifonlu Kara Mustafa Paşa bir hizmet ister.
Balaban, Viyana'da bulunan on iki Türk ajanından haber alınamadığı için oraya giderek neler olup bittiğini bir an önce öğrenip gelmelidir. O büyük bir heyecanla bu görev için çalışırken hazırlıklar da tamamlanmaktadır. Kanuni'nin fethedemediği Viyana, bu sefer kuşatılacaktır.
6. Balaban'ın Ölümü Bile Göze Alarak Sadrazama Söylediği Tarihi Sözler
Balaban bu duygularla görevini yerine Kara Mustafa Paşa, Viyana'yı kuşatma düşüncesini padişaha vakti zamanında açmadığı için bu harekâtın vicdan azabını çekmeye başlamıştır. Bu yüzden taarruzu ağırdan almaktadır.
Balaban bu duruma dayanamaz ve haddini aştığını bile bile şunları söyler: "Paşam, şu anki hâl ve şartlar kaleye hemen taarruzu gerekli kılmaktadır. Ok yaydan çıkmıştır bir kere, izin verin hedefini bulsun. Omzunuza konan zafer kuşunu göremiyorsunuz. Yüz binlerce askerin ve bir o kadar da şehidin beklediği zaferi murdar etme hakkına sahip değilsiniz. Son olarak demem o ki hemen hücuma geçmezseniz Allah sizi affetse bile şehitler affetmeyecektir!
7. Tez Kellesi Vurula!
Bu konuşmanın elbet bir bedeli olmalıdır. Zira sıradan bir yeniçerinin sadrazamla böyle konuşması o güne kadar görülmüş bir şey değildir.
Sadrazam da bu duruma hiddetlenmiş ve Yeniçeri Ağası’na Balaban'ın kellesini vurmalarını söylemiştir. Yeniçeri Ağası ise bu konuda tıpkı Balaban gibi düşünmekte ve onun nasıl yürekli bir yiğit olduğunu bilmektedir.
8. Ve Kaçış...
Bu yüzden olsa gerek Balaban'ı cellâda götürecek neferlere teslim ederken ellerini gevşek bağlar. Bağlar ki kaçsın! Bu kaçışa Sadrazam da göz yummuştur. Paşa’nın neden Balaban'ı takip ettirmediğini, neferleri ve Yeniçeri Ağası’nı neden sorgulamadığını hiç kimse, hiçbir zaman öğrenememiştir. Belki de II. Viyana bozgunu Balaban'ı haklı çıkarmıştır.
9. Bir Başına Savaşına Devam Ediyor
Ordudan kovulan bu Türk askeri, elinden geldiğince vatanı için savaşmaya devam etmiş ve başarıları düşmanların da dikkatini çekmiştir. Düşmanlarıyla girdiği amansız bir mücadelede, düşmanları ölürken o yaralanmıştır. En son hatırladığı atının üstünde yaralı bir hâlde nereye gittiğini bilmeden kaçışıdır
10. Köye Getirilişi
El Turko romanına göre, Balaban’ı Moena'lı Mariana ve kardeşi dağda kuzularını otlatırken fark ederler. Çalılıkların arasında gördükleri yabancının ölmüş olduğunu düşünürler. Daha sonra dedeleri ve köy halkı yabancıyı köye getirir, iyileşmesi için uğraşırlar.
Balaban kendine geldiğinde köy halkından olup biteni dinler. Bu küçük köyün kocaman yürekli insanları ona yardım edip iyileştirmiştir. Balaban artık gidebileceği bir yeri olmadığını bilmenin hüznüyle bu köyü kendi köyü beller.
11. Halk Onu, O da Halkı Çok Sever
Zamanla hem köy halkı onu benimser hem de o bu köyü. Bilgisini, görgüsünü, her şeyini onlarla paylaşır. Bu İtalyan köyünde Türklüğü yaşatır. İtalyanca bildiğinden köylüyle rahatça anlaşabilmektedir.
Gel zaman git zaman El Turco -köylüler ona bu adı koymuştur- köyde huzurlu ve sakin bir hayat yaşarken bir gün bir olumsuzlukla karşılaşır
12. Adeta Akira Kurosawa'nın Seven Samurai (7 Samuray) Filmi
Alman derebeyleri köye gelir ve haraçlarını alıp, köyü yağmalayıp giderler. Özgürlüğüne düşkün Türk buna anlam veremez ve onlara savaşmayı öğretir.
Ok ve yay yapımını, ateşli silahları velhasıl savaş tekniğiyle ilgili bildiği her şeyi öğretir. Moenalılar ona minnettardır. Çünkü özgürlük ve kahramanlık kavramlarını o benimsetmiştir onlara. El Turco'nun 323 yıl geçmesine rağmen hatırasının yaşatılmasını belki de buna borçludur..
13. Mutlu Son
Moena’ya barış, huzur ve bolluk götüren soydaşımız, yani El Turco kendisini kurtaran Mariana ile evlenir ve ömrünün sonuna kadar bu şirin köyde yaşar. O günden bugüne Moena köyü La Turchia ya da Rione Turchia olarak anılmaktadır.
Her yıl Ağustos ayının ilk haftasında El Turco'ya saygılarını göstermek amacı ile festival düzenlemektedirler İtalya gezinizde tavsiye ettiğimiz bu özel küyü görmek ve bizlere olan saygılarını saygı ve vefa ile göstermemiz gerekmektedir#tatilfikri
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)







































